dün 1 bugün 2 şu anlama geliyor; BU KONULAR ZATEN ÇOKÇA TARTIŞILDI; AÇ ESKİ BAŞLIKLARA Bİ BAK. haa saygı duruşuna gelince.. tabii ki er geç saygı duruşuna geçersin.
evet: ses sistemine bok atan grup %90 kötü grup. ben 50ye yakın barda çalmışımdır ve çok da boktan ses sistemi görmedim. bunu ve başka şeyleri şu başlıkta sana özel topladım:
http://www.turkpunk.com/ptopic,107682.html#107682
canlı performans olayına gelince; olayın kötülüğü şurada; sen sahneye çıkıyorsun; seyirci bara gidiyor. orada bardan içki alıyor; o paranın bir kısmı dağıtıcıya gidiyor. ne kadar içki içilirse, onun karından bir parça müzisyene veriliyor. işte bu dolambaç yüzünden bar ve festival performansları boktan. çünkü müzisyenlere para verip üstüne bi de kar etmek istiyosan; içerde köfte satman ve dışardan köfte aldırmaman gerek. ilk barışarak'ta da tuborg kutu biralar 4 liraydı yanlış hatırlamıyorsam. işte bu saçma sapan kar dağılımı yüzünden kötü buluyorum bar ve festivalleri.
sokak müziğine gelince; herkes bir elektrogitar, popüler rock kültürü esintisinde olduğu için; zaten sokakta bildiğin anlamıyla kalıplarıyla pankrak olması mümkün değil. ama sokakta çok renkli bir müzik olabilir. öte yandan getirisi de bi kuru alkış değildir. hatta sokak müziğinden bardan kazandığından daha fazlasını kazanırsın. "bu zavallılar bizi eğlendirsinler köpek gibi" demiyorum; çünkü sokak müziğini yapan benim. hiç de zavallı gibi hissetmiyorum. üstelik, barıyla, patronuyla içki satışıyla hiç alakam olmadığından kendimi çok da rahat hissediyorum. canım ne isterse onu çalıyorum. sokak müziğinin iyice yerleşmesini ve sokağın müzik dinlenir, dans edilir bir yer olmasını istiyorum. "kaldırımlar, otobüs durakları" kötü şartların olduğu değil; hayatın aktığı yerlerdir. barlara baktığında şartlar daha kötüdür. açıkhavadır, güneş altındadır, rüzgar altındadır.. gayet güzeldir yani sokak.