|
aynı dönemde derlenmiş bir yazı da post punk sonrası ortaya duygu yoğunluğu ifadesi ile kendine akım yaratan emo ile ilgili. Yazıyı konu geçiyorken ekliyorum.
....
Emo Meselesi
Bir tarz ve altkültür olarak Emo son zamanlarda açıklanması zor bir muamma haline geldi. Bu yüzden kökenlerini araştırmakta biraz güç. Bu altkültürün içinde olan birçok insan D.C. hardcore/punk sahnelerini ve daha spesifik olarak Rites Of Spring 'i Emo ' nun kaşifleri diye niteler. Bununla birlikte, tarih göstermiştir ki bir müzik türünü bir gruba atfetmek ihtiyatsız bir tavırdır. 80 ler sonu 90 lar başlangıcına bakarak, Emo ve altkültürünü etkilemeye başlamış ve etkilemeyi sürdüren kökenleri ve tesirleri daha iyi belirleyebiliriz.
Öncelikle emonun nereden geldiğini değil bugün ne olduğunu anlamalıyız. "Punk rocktan daha melodik hardcoredan daha depresif ve içedönük, fakat halen tutku ve enerjiyi ifade eden bi tür olduğunu düşÃ¼nüyorum"(DeRogatis)Bu müzik tarzı erken 90larda hızla gelişen bir ortam ve altkültürü de beraberinde büyüttü. Chuck Taylor tarzı bilekli ayakkabılar giyen, koyu çerçeveli gözlükler takan, ucuz dükkan kıyafetleriyle takılan bir inekler ordusu oluştu beraberinde. 'Emo Kid' tiplemesini akılda canlandırmak çok ta zor değil fakat bugüne kadar kimse 'Emo' müziğini tam olarak tanımlamadı.
'Emo' tarzı müzikal olarak 'yumuşak arpejli gitarların üzerine kurulu hafif vokalleri, sert distorte edilmiş gitar orkestrasyonunda serbest bırakıp daha sonra tekrar eski durgun havasına döndürme' konseptini içerir. Emo lirikleri ise oldukça şairane ve kayıp aşk ritüelinden dinsel inançlara dek hayatın diğer tüm coşkulu, duygusal yönlerini içerir. 'Emo' tarz olarak 2000 lerde geniş ve çok çeşitli gruplardan oluşuyor; kuvvetten düşmüş izlenimli yumuşak ve melodik müziğiyle American Football'dan , AT The Drive In 'in sert ve girişken melodilerine dek...Dolayısıyla böylesine geniş açılımlı bir tür bir şeyin devamı yada izi olarak gösterilebilir mi?
Bugüne kadar problem, bir kişinin emo kelimesinden anladığı ile bir diğerinin algıladıklarının birbirinden farklı olmasıydı. The Promise Ring 'den Jason Gnewikow bu konudan şÃ¶yle bahsediyor: 'Kendimizin bir emo grubu olduğunu kabul edebilirim, fakat diğer taraftan bunu onaylamayabilirim. Bu kimin sorduğu ve bu kelimeden ne anladığı ile ilgili.'
Sunny Day Real Estate in ortaya çıkmasıyla galip gelen anlayış ta kendini belli eder. 92 Seattle çıkışlı SDRE köklerini melodik vokalli hardcore ile pop hissiyatının birleşmesinden alıyordu. 94 tarihli 'Diary' albümleri ile Emo ortamları sonsuza dek değişecekti. Mineral 'in basisti Jeremy Gomez bu konuda şunları söylüyor:
"Sunny Day bilinmeyen bir yerlerden bir anda ortaya çıktı ve bir çoğumuzun hayatını değiştirdi. Bugün Emo denince birçoklarının aklına Sunny Day in açtığı yoldan ilerleyen Get Up Kids , Mineral gibi gruplar geliyor."
Birçok insan Sunny Day in sonuçta bir emo grubu olmadığından bahsetmekte, emo nun DC hardcore/punk ortamları ve Rites Of Spring le birlikte ortaya çıktığını söylemektedir.
"Rites Of Spring melodik hardcore soundu olan bi gruptu fakat onu diğerlerinden ayıran şarkılarına konu ettikleri temalardı. Devrim ve nefret üzerine atıp tutmaktansa Picciotto, kayıp, yitik aşk ve unutulmuş anılardan bahsediyordu".Fakat Rites Of Spring hardcore/punk a daha melodik bir sound getirirken bunu yapan ilk grup değildi, ayrıca liriklerinde değişik konulara odaklanan ilk grup da değillerdi.
Hardcore punk dünyası bu çizgiden tamamıyle ayrılmıştır. Rolling Stones 85 yılında büyüyen bu trend ile ilgili sayfalarında şunlara yer verir, "Punkın ilk yılları artık demode...nihayet enstrümanlarını nasıl çalacaklarını öğrendiler. Melodiyi, gitar sololarını ve sloganvari politik bağırış çığırış olmayan lirikleri kullanmayı keşfettiler." Hüsker Dü gibi topluluklar hardcore punk ta yeni alanların açılmasına öncülük ettiler.
"Hüsker Dü, son iki yılda (85-87) çabuk gelişen, trash ayarında, oldukça hızlı, herhangi bir pop şarkısı formatlı müziğiyle, duyguların serbestçe dışavurumundan ve korkakça itiraflardan bahseden şarkı sözleriyle savaşÃ§ı punkları ve mainstream rockerları bir hayli şaşırttı".
Rites Of Spring bir full album ve bir de Ep yayınladı; 2 yıldan daha az bir süre varoldular ve 14 e yakın performans sergilediler. Vokal Guy Picciotta daha sonraları Rites Of Spring de başlatıp geliştirdiği tarzını Fugazi grubunu kurarak devam ettirecekti. Bununla birlikte , " Fugazi müzikal açıdan bir duygusal boşalım sergilemese de içerik olarak Rites Of Spring ve Embrace in mirasını bir adım ileri taşıdı ve 'trend' olarak tabir edilen günümüz emo stilinin üzerine kabus gibi çöktü."
Fugazi ve Washington DC ortamının emo üzerinde esaslı bir etkisi olmasına rağmen, bugün tanımlamaya çalıştığımız emo yalnızca hardcore sahnelerinin içinden çıkıp büyümedi. Birçok kaynak emo nun tarihsel köklerini araştırken 80 lerin ortalarından sonuna dek sürüp giden 'DC Dischord sound' ile 90'ların Sunny Day Real Estate'i arasında büyük bir gedik bırakıyor. Peki Emo bugün olduğu yere nasıl geldi? Aslında grunge ın, düğün masraflarını evsahibi gelinin babası olarak rol üstlendiği tarihsel bir evlilik töreninden bahsedilebilir: Hardcore la indie rock ın evliliği.
Rites Of Spring ve Husker Du gidi topluluklar hardcore camiası içinde yeni Amerika'lar keşfederken, Sonic Youth isimli bir grup ta Indie/Underground ortamlarının şeklini değiştiriyordu."Sonic Youth gitar riflerini tuzağa yem koyar gibi kullanarak melodiyi ve basmakalıp şarkı formatını uzun-sürekli-monoton-cızırdayan ses pasajlarıyla, garip ve gerilimli gitar havalarıyla; yarattığı acıyla, dokunaklı ve şiddetli bir atmosferle, silip süpürdü "(Mc Gurgan). 87 tarihli 'Sister' in hayli etkileyici bir albüm olduğu daha sonraları belli olacaktı.
" Bu kayıtın yumuşak ve sıcak soundu, her bir şarkıyla dinleyenin duygusal sınırlarını deniyordu. Etki, çocuğunu uyutmak için ninni söyleyen annenin fısıldaması gibi, rahatlatıcı ve ön plandaydı. Sonra dışarıda bir yerlerde -'(I Got A) Catholic Block' taki gibi açılan ölçü çizgileri-, gitarların çarpışır, içi dolduran barışıklık duygusunu yıkıcı, parçalayıcı bir hüsran ve gerilime dünüştürür. Şarkı sözleri ve tempo bellirli bir noktada birleşir, şarkının dışına çıkan aura yada hissiyat üst raddeye getirilmişken, sürat kaybolur, tempo düşer; gitarlar harcanmış duygular gibi yavaş yavaş kaybolurlar... "(Neumann)
Aynı dönemde Indie dünyasını yeniden tanımlamakla meşgul diğer bir grup ta The Pixies di. Grup, 1986 yılında ,vokal Charles Thompson Boston'da 'Husker Du ve Peter,Paul &Mary tarzı bir grup için basist' ilanı verince kuruldu. Charles ihtiyacı olan tüm üyeleri topladığında, Pixies şarkı yazmaya ve Boston da koserler vermeye başladı. Müzikleri dur/kalk distorte gitarların yanında Thompson'ın 'fısıltıdan çığlığa yönü değişen' vokaliyle tarifini buldu.
" Pixies'in aceleci, kısa -özlü- anlatılmış şarkıları, son derece dinamik ,bir pop şarkısının kuruluş biçimini -yapısını- altüst eden tavrı, onların alternatif rockta 90'ların mihenk taşı olduklarını kanıtlıyor"(Erlewine)
Bununla birlikte Pixies 90'ların başındaki alternatif patlamanın temelini de atıyordu. Pop listelerini delen ilk Indie topluluk olarak 90'ların başlarında çok az bilinen underground topluluklara, başarı kazanabilmelerinin açık yolunu gösteriyordu.
80'ler 90'lara devrilirken, Amerikan Gençliği müzikte yeni arayışlara giriyordu. Çocuklar sadece dolar yapmak için çığıran sahte pop ilahilerinden artık yorulmuşlardı. " Duygusal ve coşkulu performansa geri dönüş vardı, müzisyenin samimiyetine ve doğruluğunun teminatı olarak tecrübesiz gücünü sergilemesine de doğal olarak yoğun bir talep vardı." X kuşağı sakinleri müziğin kendi duygularını yansıtmalarını istiyordu. " 90'ların rock müziğini kızgın metal/punk ve rap ile tariflendirdiler, ve bu onların korkularını, hayal kırklıklarını, arzularını ve umutlarını yansıtıyordu " (Szatmary). Coşkuya, duygulara ve kendini tamamiyle ifade için doğru müzik kavramına duyulan ihtiyaç grunge sahnelerine , neticesinde emo kültürüne de yansıdı.
Seattle'lı Sub-Pop etiketi tartışmasız grunge ve emo hareketlerinin arkasındaki en büyük güçtü. "Sub-Pop ilk başarısını Soundgarden'la kazandi. "90'larin başlarinda plak şirketi, diger benzeri hareketler ile de imzalar atti; fakat tesadüfen yerel bir gruba denk geldiklerinde başlarina geleceklerden habersizdiler...bu grup Nirvana'ydı.
'Sub-Pop sound' ve Seattle sahneleri, yırtık kotlar ve atletlerle dolaşan gençlerin ortalığı işgal etmesiyle dünyayı sarstı. " 90'ların sonuna doğru Sub-Pop, tanınmış bir şehir olarak imajının çizilmesinde Seattle'a heyecan verici müzik ortamını su yüzüne çıkararak yardım etmiş oluyordu."
" 92'nin başlarında Nirvana listelerin tepesine oturdu...bir yıl içinde debut albümleri 10 milyon kopya sattı...". Nirvana bir gecelik başarı öyküsüydü, bu birçok plak şirketine ve 'garage bands'e rüyalarını gerçekleştirebileceklerinin yada daha sonraki büyük 'şey' olabileceklerinin fırsatini veriyordu. " Eleştirmenler her yerde 'bir sonraki Nirvana' arayışından bahsettiler. Büyük plak şirketleri imza atmamış grupları bulabilmek uğruna bütün Seattle'ı karış karış dolaştılar". Müzik endüstrisinin undergrounda gözü kulağı açılmıştı ve en önemlisi de underground toplulukların artık üzerlerinde durabilecekleri bir platformu vardı.
Nirvana'nın Sub Pop'tan ayrılmasından sonra, Sub-Pop yeni ve 'yırtıcı' yetenek arayışına devam etti. Seattle'lı Sunny Day Real Estate isimli grubun keşfedilmesi ve 1994 yılında yayınlanan ilk full albümlerinin çıkışı kısa bir sürede gerçekleşti . " 'Diary' albümünün ilk iki şarkısı 'Seven' ve 'In Circles'le birlikte Seattle'dan Sunny Day Real Estate, rock müziğinin yeni yapıları için kolaylıkla bir tasarı ve taslak oluşturmuştu "." Emo nun hardcore camiası dışında sesini duyurmaya başlaması" ise yine ilk kez bu albümle gerçekleşiyordu.
"Diary albümü ile birlikte Sunny Day Real Estate, istemeyerek de olsa emo-core dünyasına elveda diyordu" Jeremy Egnik'in güçlü, yüksek oktavlı sesiyle buluşan muazzam dinamik iniş çıkışlar ve iç burkucu lirikler Sunny Day Real Estate'in devrimci soundunu ortaya koyuyordu. Emo çevreleri üzerine etkileri, sahip oldukları düşÃ¼k profillerine oranla uçsuz bucaksız ve muazzamdı ; sadece birkez röportaj verdiler ve California eyaletinde hiç sahne almadılar. 95 yılında LP2 adlı ikinci albümlerinin yayınlanmasının hemen öncesinde Sunny Day Real Estate dağıldı, böylece, görevlerini çoktan tamamlamış bulunuyorlardı.
Emo-core iptal olmuş, geçip gitmişti. Texas Is The Reason, Christie Front Drive ve Mineral gibi gruplar Sunny Day'in tohumlarını ülkenin her yerine saçmayı başardığı bu uyanan tarzın ardından gittiler. Bütün bu grupların farklılıklarından ve çeşitliliklerinden dolayı geniş emo örtüsünün altından, yeni tarzların oluşumunu görmek pek şaşırtıcı olmayacaktır.
Müzik bir gecede değişen birşey değil, oldukça yavaş ve dramatik evriliyor. Müzik ilerliyor çünkü 'artist'ler sürekli sınırlılıkları zorluyorlar, değişik görünmeye çabalıyorlar, orjinaliteyi yakalamaya çalışıyorlar. Hiçbir müzisyen etiketlendirilip bir kutunun içine hapsedilmek istemiyor; işte bu yüzden birkaç grup 'emo' stereotipini kullanmak istemiyor. Gerçek şu ki, underground/indie camiası, ister farklı türler yoluyla olsun yahut plak şirketleri yada diğer altkültürlere dayanarak olsun, neticede kendi kendine evriliyor.
Bu evrimin köklerini ortaya çıkarmaya çalışmaktansa, emo ile alaka kurmuş ortamlara ve türlere göz atmalıyız. Belli başlı gruplar aynı süreçte müzik yapan diğer çağdaşlarından daha popüler oluyor (yada yapılıyor), ve diğer büyük müzisyenler gözden kaçırılıyor; genel bir görüş birliğine varmak gerekirse: daha özgür ve etkileyici gruplar yada müzisyenlerin desteklenmesi müziğin yönünün ve evriminin farkına varılmasını kolaylaştıracaktır. Emo türünü etkileyen bir çok alakasız grup var; buna karşın günümüzde neler döndüğünü anlayabilmek için yine 'bugün' popüler olanları gözden geçirmek de yeterli olacaktır.
Ne Rites Of Spring ne de Sunny Day Real Estate emo türünün babaları değiller. Bu iki güzide topluluk emo türünün gelişiminde ilham kaynağı olan ve dahası buna yön veren gruplar. Emo doğru zamanda doğru yerde buluşan birçok topluluğun veya ortamın ulaştığı coşku noktasıydı. Birçok grup mainstream de adının geçmesi için underground sanatçılarla bağlar kurmak zorunda oldu. Diğer birçok grupta emo soundunu şekle sokmak için yeni fikirler ve soundlarla kendilerini ifade ettiler. Meselenin özüde bu değil mi?
Not: Thomas Lloyd'a teşekkürler.
........
_________________ witness the evolution..
|