Yaw Umut şu kişisel mişisel filan laflarımı geri aldım, alakasız konuyla, dil sürç kusura kalma valla. TEkrar okudum konudan sapmışım.
Ama, bu konuda sabit fikir haline gelmiş tavrım var (napim gitmiyor kafamdan bu sabit).
Umut bu yüzden, türbana serbestiyi (demokrasi, insanlık ve insan hakları ile bağdaştırarak bile) hak görmüyorum, ve sen bu altyapıya dayanarak hoşgördüğün için de yollarımız ayrılıyor.
"Bu gün yediğin hurmalar yarın götünü tırmalar".
Burda Lidya'ya dönüyorum.
Aziz Nesin de onlara karşı hoşgörülü bir insandı ama yediği hurmalar kendini ve yanındaki canları yaktı. Yani artık hoşgörmek ve hurma yemek istemiyorum.
(Sivas'ta bir fotoğraf var. Aziz nesin ve arkadaşlarının merdiven de oturup ölümü bekledikleri bir kare. O kadar hoş görülüler ki o anda bile sakinliklerini koruyorlar. Ve o kare en kızdığım bir karedir. Hep şöyle derim kendi kendime. Ben olsam orda, madem ölücem, bir tane kazma, silah...vs bulup ölürken iki tanesini de yanımda götürürdüm)
Ayrıca Lidya: Her müslümanı aynı kefeye koyma diyorsun. Bunu ben de biliyorum Ancak, Peki bu kefenin ayarının formülünü verebilirsen sevinirim.
Bir keresinde insan hakları ve demokrasi gereği türbanlı ögrencilere 50 -60 tiyatro bileti sattım ne oldu? Bu kızlar biletleri müslüman komando arkadaşlara ulaştırdı ve bu komanda arkadaşlar oyun sırasında tiyatro salonunu dağıttı yaralananlar oldu. (gerçi kendileri de yara aldı ama

)
Yani bu kefenin ayarı nedir. Ben söyliyeyim. İslamiyet maneviyatsa okul önünde türbanıma dokunma diye carlayan kızlar günahkardır ve kefenin kötü tarafındadırlar, alet olmuşlardır. Zaten hakkıyla müslüman olsalardı, içim dışım bir derlerdi. Geçen hafta 7 gün boyunca evde kuran okuyup bitirdim bu benim iç düzenim, okul önüne gidip carlamam. Tek formül islamiyet kalptedir.