|
bizden bağımsız varlıkların da var olduğu önermesini kabul ettikten sonra varlık, evren içinde bir zaman ve bir mekan kapsayan herhangi bir materyal olarak tanımlanabilir. ancak bu varlıkların var olduğunu, gene bir zaman ve mekan kapsayan biz ancak algılarımız yolu ile anlar ve kendi algılayışımızca erişebileceğimiz sınırları ile varlıklarına bir gerçeklik izafe edebiliriz. bundan dolayı kant'ın saf aklın eleştirisinde usturuplu şekilde söyleyegeldiği ve benim burada mealen zikredeceğim gibi varlıkların bütün gerçekliğine insan erişemeyecektir, çünkü hep arada bir aracı kurum olarak kendi algısının tornasını bulacaktır, maddeye baktığı zaman ancak kendince bir çıkarsımaya erişebilecektir.
evren içinde varolmuş, varolan herhangi bir maddeyi zaman,mekan koşulları içinde, neden-sonuç ilişkileri ile, algının tornası marifetiyle algılayan insanoğlunun, herhangi bir maddenin bizzatihi var olduğunu bile bilmesi için bu parametrelere ihtiyaci olduğu aşikardır.
bir zaman veya mekan işgal etmemiş herhangi bir varlık bilinemeyeceği gibi, algılayan biri veya neden-sonuç kuralları içinde varlığa erişmeye imkan verecek bir ilişkide yok ise insan herhangi bir "şey"in varlığına hükmedemeyecek, kimi hallerde varlığın varolup olmadığı sorunu bir yana, öyle bir varlığın kavramsal düzlemde dahi oluşundan haberi olmayacaktır. örneğin dünyada kimse uyshsahshalar varlığından haberdar değildir, bunu okuyana kadar siz de değildiniz, aklınızda uyshsahsha gibi bir kavramda mevcut olmadığından işkillenip var mıdır, yok mudur diye sormuyordunuz. bu saatten sonra öncülünü benden almış ve yaratılmış bu kavram'ın gerçekten var olup olmadığını da bilemezsiniz, çünkü uyshsahshalar size benim vardır dememden ziyade bir neden-sonuç ilişkisi bağlamında varlıklarını belli etmiş değillerdir.
işte tanrı hakkında herhangi bir yorum yapmanın isabetsizliği de agnostisizme göre uyshsahshala hakkında herhangi bir yorum yapmaya benzer. bunun somut nedeni, tanrının bir zaman ve mekandan münezzeh oluşudur. dolayısıyla evrende herhangi bir alan kaplamayan birşey, bir zaman ve mekan işgal etmediği hacetle, zaman-mekan kuralları içinde eli kolu bağlı, düşüncesi hapis insanoğlunun algısının tornasına giremeyecek, insan algısı asla onun varlığına veya yokluğuna erişemeyecektir. bütün neden-sonuç ilişkilerinden kopuk tanrı imgelemi aynı uyshsahshalar gibi kavramsal düzeyde var olsa dahi, bir varlık olarak gerçekliğine erişilmesi imkansızdır. bunun bizi vardıracağı sonuç açık, tanrı yok denilemez çünkü yok olduğu bilgisine erişilemez velakin tanrı var dahi denilemez zira var olduğu bilgisine de erişilemez.
bununla beraber tanrı'nın var olduğu neden-sonuç ilişkisi içinde akıl yürütme yoluyla ispat edilmeye çalışılmıştır. bing bang teoremi hakkında fikir sahibi olanlar, teoremin tanrı varlığı yönünde güçlü karineler sunduğunu kabul edeceklerdir. burada bu karine kısaca şöyle izah edilebilir "evrenin bir başlangıç noktası var ise evreni başlatan bir güçte olmalıdır." farklı mealleri malumunuz olan bu düşüncede tanrının varlığı bir ihtiyaca endekslenmiştir. basit bir mantıksal analizde iddianın temellerinin şu önermelere dayandığı gözlenir: "evren vardır, evrenin bir başlangıç anı vardır, evren başlangıç anına sahip bir varlık olduğuna göre yaratılmıştır, yaratılmış olan bir şeyin bir yaratıcıya ihtiyacı vardır, tata (opsiyonel) yaratıcı tanrıdır."
benim ercan taner üslubu ile deşifre ettiğim bu önerme, hatırlatmak gerekir ki bir tanrının varolduğunu bize izah etmekte ancak dinlerin kaynağının tanrı olduğunu ve o dinlerin tanrı tarafından insanlara gönderildiğini izah etmemektedir. buradan varılabilecek tek sonuç bir tanrının varolduğudur, dinlerin gerçeği anlatan bildirimler olduğu buradan çıkarılamaz.
bu tartışma noktasını burada bırakarak ana önermedeki sakat noktaya değinmek istiyorum, bu önermeler herhangi bir bilgiden değil -zira evren öncesi bilinemez- bir akıl yürütmeden kaynağını almaktadır ve gerçekliğe ulaşmış olması kesinlikli değildir. diğer bir önerme tabanını -big bang teoreminin evren'in varoluşunu açıklayan ancak çeşitli sakatlıklara haiz bir evren modellemesi olduğu kabulü ve bu modellemenin şimdilik daha iyi bir modelleme çıkarılamadığı için hala gözde olduğu kabulü dahilinde- evrenin sürekli yok olup yeniden var olan başsız ve sonsuz bir döngü olduğu iddiasından alabilir. buna göre hegel'in çemberi misali evren sürekli var olup sürekli yokoluyordur ve bu döngünün bir başlangıç anı yoktur, bu önermede başlangıç ve son insanın relativ zaman algılayışından kaynaklanan bir bug olarak isimlendirilebilir, öyle ki evren zamana göre böyle bir başlangıçtan sona doğru düz bir çizgi şeklinde akan zamanın var olması gerekmemektedir, öyle olmaması da kuvvetle muhtemeldir.
dolayısıyla evren'in bir yaratıcısı olup olmadığı suali tamamen bilinmez bir halde kalır böylelikle tam manasıyla tanrı hakkında birşey denemez demek lazım gelir.
tanrı diye bir varlığın olmadığını göstere nsanal zaman teoremi de bu arada ortada durmaktadır. henüz kabul edilebilir bir evren modellemesi yaratmadığı için bu teoreme itibar edilmemesi doğaldır ancak bigbang teoreminin alternatif teoremlerinden biri de bu sanal zaman teoremidir. ilerleyen zamanlarda bu teoremin evren modellemesi kabul edilebilecek gelişkinliğe ulaşırsa o zaman da tanrı yoktur demek, nietzsche misali tanrı öldü diye bağırmak gerekebilecektir.
bu teoremi böyle bir dipnot misalinde burada bırakıp, bugünkü şartlar ve bilgiler ışığında söylenebilecek en akil şeyi söylemek ve agnostisizm'i özetlemek istiyorum, agnostisizm özetle tanrı'nın varlık bilgisine ulaşılamaz, dolayısıyla hakkında var veya yok denilemez, bilemem denir, efendi olunur, bilinmezlik içinde yaşanır demektir. tanrının varlığı bir olasılıktır, bir keskinlik değil, dolayısıyla tanrının var olduğu bilinemez, inanılabilir, mustafa sandal'ın varolduğunun bilinebildiği ve dahi bilindiği bir evrende tanrının varolduğuna "inanmak" durumunda kalmak ise ironiktir.
Cok Usta Bi Abim Yazmıştır
_________________ yine geldim yine geldim atın siz beni yine ahhaahaa yazık aq
Finch_What is it to burn
|