eski bir röportaj yeraltında çıkmıştı sanırım karıştırırken buldum.çok eski.
Bu ayki ilk grubumuz İzmir’den bir punk grunge grubu; HARCIALEM. Sözlük anlamı, herkesin yapabileceği, basit, kolay şey, Fransızcada “banale” ingilizcede “extraordinary”. Neden harcıalem dersek, amaç, bir ironi yaratmak, onların deyişiyle, “Bizler harcıalem adamlarız, bütün gün harcıalem işler yapıyoruz ama sizlere bir şeyler anlatmaya çalışıyoruz.”. Aynı zamanda günümüz yer altı müziğine, gençliğe bir eleştiri “harcıalem”, bir taş atıyorlar anlayana, her gün herkesin grup kurup “Benim grubum var.” diye gezindiği zamanın sokaklarına bir taş onların müziği.
İşte Altuğ’la çok zevkli sohbetimiz;
- Sevda: Merhaba Altuğ. Rutin bir giriş yapalım, kimdir Harcıalem, hikayesi nedir?
- Altuğ: Merhaba. 1996 grup fikrinin ilk ortaya çıkışı, gitarları aldık, kuralım dedik ama grup olarak çalışmaya başlamamız 1997. 1998’de ilk konserimizi verdik. İlk kadroda ben gitar çalıyordum, vokalde Harun, bass gitarda Aytek, davulda da Emin vardı, 3 şarkılık ilk demomuz da aynı yıl çıktı. Şimdiyse vokal ve bass gitarda ben, gitar ve geri vokal de Mutlu, davulda Anıl var, Anıl bizim 5. -ve umarım son- davulcumuz, yakında geri vokalde de olabilir.
- S: Grup olarak benimsediğiniz ideolojiler, şarkılarınızda ideolojik bir yan var mı?
- A: İlk başlarda çok anarşist takılıyorduk, ilk kadroda hepimiz kollarımıza anarşist işareti kazımıştık. İlk yaptığımız “Nefret” isimli şarkıda, “Suçlanıyoruz dinlediklerimiz için, korumak için beynimizi, kırıyoruz şişeleri ve suçlanıyoruz yine..” gibi sözler vardı, “Anarşi” isimli bir şarkımız vardı. Zaman ve elemanların değişimiyle şarkıların içerikleri, kişisel sorunlar, aşk, gençlik sorunları, buhranlar, depresyonlar, bira gibi daha “punk” konulara doğru bir kayma yaşadık, Nirvana ve Nofx’un etkileri büyüktü bu kaymada da. Nofx’un “Drunk in Public” albümünü dinledikten sonra hayatım değişti. “Alçak Uçanlar” demomuzda AK Parti hükümetini eleştiren bir şarkımız var; “Ulan bu ampul öldürecek bizi.” gibi sözlerin olduğu “Ondan Bunan Şundan”.
- S: Hayata bakışlarınızdaki değişimler neydi bu süreçte?
A: Sanırım büyüdükçe felsefe, edebiyat, aşk, bira gibi şeylere yöneldik.
- S: Harcıalem ne dinler, kimlerden yola çıkar?
- A: İlk zamanlar sürekli grunge dinliyorduk, Alice in Chains, Pearl jam, Soundgarden, Afghan Whigs, Screaming Trees ... falan. Felsefik konulara, soyut olgulara rastlayabilirsiniz şarkı sözlerimizde. İçi boş müzik yapmaktan kaçıyoruz her zaman.
Harcıalem’in müziği Nirvana ve Nofx’dan yol almıştır, feyz aldıklarımız bunlardır. Ben Nofx’la yatıp Nofx’la kalkarım. Bunun dışında pek çok grup dinleriz saymakla bitmez Portishead den Sepultura ya Enigma’dan Bad Religion’a Soundgarden’dan Fugazi’ye Nirvana’dan Muse’a Transplants’dan Rancid’a kadar dinleriz ben iyi müzik yapmanın her tarz müziği dinleyerek olacağını düşünüyorum.
- S: Hayata duruşunuzda, müziğinizde nerde kaldı peki siyaset, ideolojiler?
- A: Müziğin dışında kaldı ama hala kafamızı kurcalamaya devam etmekte.
- S: Büyüdükçe ilgi alanlarınız değişti dedin, “anarşizm” küçükken miydi yani?
- A: Sanırım.. Ben artık çok uzaklaştım politikadan, yine ilgileniyorum da eskisi gibi değil, vur yansın değil ama bir aktivite yok.
- S: Eski aktiflik derken?
- A: Lisedeyken şimdi adını bile hatırlamadığım bazı derneklere, yürüyüşlere giderdik. Baya dayak yemişliğim var polislerden, dudağım patladı benim.
- İşin aslı, sorun insanlarda, bu ortamlardaki insanlar soğuttu beni bu işlerden. İlginç olan ne biliyor musun, biz Mutlu’yla Kürtler tarafından bıçaklandık. Üçyol’da saçlarımız uzun diye laf attılar, sene 2001 2002. Gazetelerde boy boy fotoğraflarımız falan çıktı.
Öküz dergisi vardı, Hayvan oldu şimdi. Harcıalem olaraktan o dergiye falan da çıkmışlığımız var.

Ama hayat hep sizi bir yerlere itiyor, bir bakıyorsunuz ki
bambaşka yerlerde, bambaşka olaylardasınız elinizde olmadan.
Ben Niğde Üniversitesi’ni kazandıktan sonra da çok köreldim. Her yan milliyetçi doluydu, sınıfları basıyorlardı, cehennem gibiydi! S.çtılar ağzımıza!
- S : Niğde milliyetçi miydi bu kadar?!
- A: 1999’dan beri hep MHP kazandı Niğde’de.
- S: Şu an politik duruşun ne?
- A: ÖDP’ ye sempatim var.
- S: Yapabileceklerine inanıyor musun peki??
- A: Pek değil maalesef. Aslında İşçi Partisi’ni de severdim ama Perinçek sapıttı bence.
- S: Sapıtmasa bile bence, iktidara gelen her hangi bir parti hiçbir şey değiştirmez, biri gider, biri gelirin ötesinde bir şey değil bu. Sorun yapıda.
Ya bizim kuşaklara ne diyorsun, politikayla ilgisiz, hiçbir şeyin ardındaki görmekle dahi ilgilenmeyen.. X kuşağı, kayıp, yaratılmış kuşak. 80 sonrası devlet
politikalarının sonucu. Ben çok fazla da suçlayamıyorum ya o yüzden. Geçen K.Evren’i izlemiştim bir programa çıkmış, hala hiç pişman olmadığını, o anın
koşullarında yapılması gerekenin bu olduğunu söylüyor. Bir ara, benim dahi beynimi yıkadı, öyle iyi konuşuyor ki..! Gençlere daha çok kızdım ben, bir kişi
sormadı tamam o zaman gerekliydi ama bizim ne hale geldiğimizin, bize nasıl bir boşluk yarattığınızın farkında mısınız diye, yok kimsenin gıkı çıkmadı
resmen, arada hafif uğultular, onları da susturdu Sayın Evren. (!)
- A: Bu 80 devriminden beri devam eden bir çaba, gençlerin bu durumda olması, ses çıkarmayan, her şeye eyvallah diyen..
- S: Evet, istenilen buydu, zaten düşüneni devletin istememesi çok uzak bir olgu değil. Lanet olası bir zamanda Özal’da büyüdük, pat diye hiçbir şey yokken biranda herşey oldu, darbenin izleri, bir yandan, gençliğin düşünmesi engellenmeye çalışılıyordu ne tesadüf ki özelleştirme piyasası açıldı. Ne tesadüf..
- A: Ondan sonra olan oldu zaten..
- S: Bazen tüm bunların kurmaca olduğunu düşünüyorum ben! 80 öncesi gençlikle yapamazlardı zaten bunları.
- A: Alakasız olacak ama ilk özel tv de Özal zamanın da açılmıştı değil mi?
- S: Alakalı aslına bakarsan bence, medya kitleleri yok etmenin çok etkili bir yolu. Ki şu anda epey bir zamandır bunu kullanıyorlar.
- A: Uzanlar diyorsun yani..? Gerçi baktılar yeni bir Özal geliyor, onları da harcadılar.
- S: Aslında hepsini diyorum. Popüler kültür diyorum, televole kültürü diyorum, bir gün herkesin 15 dakikalığına ünlü olacak tezinin ispatını, bugünü diyorum.. Ki bunların hepsi iç içe.
- A: Evet, beyin bırakmıyor popülarizm zaten adamda. Popüler kültürün içinde boğuluyor gençlik; markalar, mekanlar, trendler falan filan.. Bunlar uzak bana. Herşey sarmal sarmal zaten bu da tehlikenin artma nedeni ya, birine bulaşınca diğeri sıçrıyor, derken diğeri, derken derken bir bakmışsın.. Yok beynin.. Bu kadar ortada olunca, özenmemek elde değil bir yandan da. Bilinçlenmemiz, bilinçlendirmemiz gerek. Ki bu da çok zor, çok uğraş, zaman isteyen bir iş. Yasalarımızda, 1. sınıf bir kıraathanede bilmem kaç kitap, 3. sınıfında bilmem kaç kitap bulundurma zorunluluğu varmış biliyor musun?!
Hahaha…
- S: Çok doğru söylüyorsun, çok tehlikeli yerlere doğru gidiyoruz. Son dönemlerde patlak veren “çocuk katiller”e ne demeli?! Bu beyinlerle, bu yolda çok uzun yürüyemeyeceğimiz ortada..
- A: Bu tamamen tv,internet,bilgisayar oyunları ve gelişen, değişen ve asimile olan toplumla alakalı bence. Markalar, Amerikan dizileri, filmleri, dandik iğrenç türk dizileri, biz küçükken internet yoktu, top oynardık şimdi chat yapıyorlar, adam doğruyorlar oyunda. Bunların etkisi büyük, bir multi medya bombardımanı altında herkes ve çocuklar çok etkileniyor bu durumdan pek tabii. Şu anın gençlerine bakarsak; çoğu boş. Geçen gün, C. Yılmaz'ın, A. Demirer’in esprilerini yaptılar birbirlerine seyretmişler aynısını anlatıp duruyorlar, tekrarlayıp taklit etmenin ötesine geçemiyorlar.
- S: Beyinlerini kullanmayı unutmuş bir gençlik var gerçekten, tek dertleri şekil.
- A: Saçını boyayan punkdır, bol giyinen rocker.. Her şeyi o kadar kalıplaştırdılar ki kendi istekleri nerede onun farkında değil gençlik. Politikaya kafa yormuyor, futbol, diziler, karşı cins vs. vs. sadece dedikodu yapıyorlar bütün gün..
- S: Ne yapılmalı peki, geleceğin Bushlarını, faşistlerini yaratmamak için ne yapabiliriz? P. stationları toplatmak yasaklatmak değil çözüm elbet.
- A: Bilinçlendirmeliyiz şiddet konusunda bireyler, çocuklar da payını alacaktır zaten bundan. Çok uzun bir süreç bu, nasıl ki, bir anda oluşmadı bu çocuklar da yine aynı şekilde zaman alıcı bir uğraş.. Ölme eşeğim ölme yani..
- S: Bir ideal dünyan, ya da Harcıalem’in ideal dünyası, taşıdığı görüşler nelerdir?
- A: İdeal dünya Clocwork Orange’a, Transpotting’e takılı kaldı. Rock Against Bush gibi organizasyonlara katılmak isteriz fakat ne yazık ki yok bu tarz festivaller çok fazla Türkiye’de. İdeolojik görüşümüz hep solda oldu, geçmişte yaptıklarımızdan bahsettim, şimdiyse Bush’a küfretmek dışında bir icraatımız yok.
...
...
...
diye devam ediyo.çok eski.