Türk Punk Forum

KaraÅŸimÅŸeK
Defence Group Wing Tsun Bonn
Sistem saati: 24 Temmuz 2008 14:42

Tüm zamanlar UTC + 2 saat




Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 4 ileti ] 
Yazar Mesaj
 Ä°leti baÅŸlığı: Crunch röp. ( dış-mihrak)
İletiTarih: 27 Ocak 2007 13:33 
Çevrimdışı
HC-Shouter
Kullanıcı avatarı
 WWW  Profile bak

Kayıt: 21 Mart 2005 18:14
İleti: 468
Konum: ist-esk
Eski bir röportaj. Ama yenisi yok napalım.

Crunch adına sorularımızı TOLGA Cevapladı.

Grubun kuruluşu, bugüne kadar yaptıkları, türü ve elemanları hakkında biraz bilgi verir misin? Etkilendiğiniz, sevdiğiniz gruplar hangileri?

Crunch, 95 kışında kuruldu. Aslında sıfırdan inÅŸa edilmiÅŸ bir grup deÄŸil. Orkun ile ben zaten 91 yılından beri aynı gruplarda hardcore yapıyorduk (Violent Pop, Turmoil, Regorge, yan projeler: Coca Cola Is My God, Tokyo 2000…) Regorge’da ÅŸu anki basçı Enis de vardı. Black Flag, Articles Of Faith tarzı 80’s hardcore yapıyorduk. Birkaç konser verdik, yaklaşık bir yıl sonra da grup müziÄŸinin bizi “kesmediÄŸini“ anladık, yeni bir basçıyla birlikte Crunch’ı kurmaya karar verdik. 96 Ekim ayında Mastic Scum’la olan konserimizden sonra basçımız Bülent gruptan ayrıldı ve Enis’i tekrar aramıza kattık. Dokuz aydan beri de, albüm üzerinde çalışıyorduk.
Bugüne kadar Crunch olarak konserler ve bu albüm dışında başka bir faaliyetimiz olmadı.
Crunch genel anlamda bir hardcore grubu, fakat sanırım müziÄŸimizi, daha doÄŸrusu bir hardcore grubunu tanımlamak için “hardcore grubu” demek yetmiyor. Çünkü hardcore ülkeden ülkeye (Japan Hardcore, Scandi Hardcore…), hatta ÅŸehirden ÅŸehire (NY Hardcore, DC Hardcore) deÄŸiÅŸen kendine has özgünlüğü olan bir müzik türü. Bu baÄŸlamda Crunch müziÄŸini salt hardcore kalıplarına sokamasak da özellikle Amerikan hardcore’undan, 88 NYHC’undan ve Dischord gruplarından etkiler taşımakta. Fakat ÅŸarkı düzenleri açısından bu tarz hardcore gruplarına nazaran daha kompleks bir yapıya sahip.
Grup üç kişiden oluşuyor: Enis (bas-21), Orkun (davul-20) ve ben, Tolga (gitar/vokal-21) Üçümüz de üniversite öğrencisiyiz.
Hardcore olarak üçümüzün de sevdiÄŸi ortak gruplar Born Against, Citizens Arrest ve No Comment. MüziÄŸimizde de bu grupların etkileri oldukça çok. Hepimizin 8-9 yıllık bir hardcore, punk temeli olsa da, bu üç grup dışında etkilendiÄŸimiz, dinlediÄŸimiz, sevdiÄŸimiz gruplar, müzikler oldukça farklı. Fakat bunu “geniÅŸ bir müzik yelpazesine sahip olduÄŸumuzu” söylemek için söylemiyorum. Yaptığı müzikte hiçbir orijinallik, özgünlük olmayan insanların çıkıpta “biz aslında çok farklı ÅŸeyler dinliyoruz” deyip de aklı sıra “farklı”, müzikal anlamda “aÅŸmış” görünmek gibi bir niyetimiz yok! Enis, Morphine, Nick Cave gibi benim için tahammül ötesi sayılabilecek ÅŸeyler dinliyor. Orkun new wave, electronic, post punk dinliyor (New Order, Depeche Mode, The Cure gibi) Bense ÇaÄŸdaÅŸ Türk, Kürt Halk MüziÄŸi dinliyorum (Kızılırmak’tan Erol Parlak’a, Gezal U Delal’den Åžehriban Kurdi’ye kadar herÅŸey…) Birbirleriyle uyuÅŸmayacak, uzlaÅŸamayacak, ortak bir noktada birleÅŸemeyecek müzikler dinlesekte, içinde yaÅŸadığımız barut ve kan kokusunun hiç geçmediÄŸi, acıların ve gözyaÅŸlarının hiç dinmediÄŸi bu ülkede olup biten tüm olaylara, haksızlıklara…kısacası sisteme olan ortak öfke ve nefretimizin bizi birleÅŸtirdiÄŸine ve Crunch’ın da, bizi birleÅŸtiren bu noktanın müziÄŸe yansıması olduÄŸunu düşünüyorum. Crunch müziÄŸindeki hız, sertlik, gürültü, kaotik yapı kesinlikle bir müzik tarzının gereklilikleri deÄŸil. Bunlar tamamen mücadeleci, direnişçi, taviz vermeyen, muhalif yanımızın, sisteme karşı olan ÅŸiddet yanlısı tavrımızın müziÄŸe yansıması olduÄŸunu düşünüyorum. Sonuçta bu yansımayı hardcore formları içerisine sokmak mümkün. Hardcore sınırları oldukça esnek bir müzik ve bu konuda bizi yeterince özgür bırakıyor.

Besteler ve sözler kime ait?

Sözler bana ait. Åžarkıları da bir iskelet halinde gruba ben sunuyorum, ortak katkılarımız sonucunda da, ÅŸarkılara hayat veriyoruz. Bazen sadece bir ritmden esinlenerek bile ya da doÄŸaçlama olarak da ÅŸarkı yapabiliyoruz. Zaten Crunch’da doÄŸaçlamanın büyük bir yeri var. Konserlerimizde doÄŸaçlamaya oldukça büyük bir yer ayırıyoruz. Ayrıca albümümüzün son parçası ile cd’de yer alan artı iki ÅŸarkı doÄŸaçlama olarak kaydedildi. Sadece cd’deki iki parça için sonradan üzerlerine vokal eklendi.

Lirikleriniz ne üzerine?

Åžarkılarımızın hepsi politik, politik bir grubuz. Fakat bu bir “trend” ya da öyle olması “icap ettiÄŸinden” dolayı deÄŸil. Bu gerçekten de politik bir kimliÄŸe, politik bir karaktere sahip olmamızdan dolayı kaynaklanıyor. Gerçi diÄŸer elemanlar benim gibi uç bir noktada yer almaktan kaçınsalarda, “politik grup” olmaktan dolayı biraz rahatsızlık duysalarda, kesinlikle apolitik deÄŸiller. Åžarkı sözlerimiz, birebir Türkiye’de yaÅŸadığımız olaylarla ilgili. 15 yıldır Kürt toplumuna karşı sürdürülen iç savaÅŸ, etnik kültürlerin asimileÅŸtirilmesi, TürkleÅŸtirilmesi, yok edilmesi, muhalif insanların sindirilmeye çalışılması, zindanlara tıkılması, zindanlarda öldürülmesi, gözaltında kaybedilmesi, yargısız infazlarla katledilmesi, açlık grevleri, ölüm oruçları, ÅŸarkıların genel konularını oluÅŸturuyor. Yani anlayacağınız, ölüm, acı, gözyaşı, karamsarlık ayrıca bu olumsuzluklara karşı direnebilmek için öfke, nefret ve umut. Fakat bunları dile getirirken alışagelmiÅŸ slogancı sol bir söylemden özellikle kaçınmaya çalışıyoruz. Bir çözüm yolu getirmiyoruz veya tüm bu olumsuzlukların aşılabilmesi için mücadele edilmesi gerektiÄŸini söylemiyoruz. Bu olaylara karşı olan salt nefretimizi, öfkemizi bazen kara mizahi bir ÅŸekilde, bazen de oldukça sert bir ÅŸekilde dile getiriyoruz.

Grup elemanlarının politik görüşlerinde bir ortaklık var mı? Yoksa, bu konudaki uyum nasıl sağlanıyor?

Sözler tamamen bana ait olduÄŸu ve bir bakıma grubun “sözcüsü” sayıldığım için grup politik bir yapıya bürünüyor. DiÄŸer iki elemansa, muhalif bir yapıya sahip olmalarına raÄŸmen, grubun salt politik bir grup olarak bilinmesinden rahatsızlık duyuyorlar. Orkun için iÅŸin müzik yönü çok çok daha ağır basıyor. Enis de, anti otoriter bir kiÅŸiliÄŸe sahip olmasına raÄŸmen, grubun salt politik görünüşünden rahatsızlık duyuyor. Yine de bu konuda büyük bir tartışma yaÅŸamadık; tabii bunda ÅŸarkı sözlerinin İngilizce olmasının da etkisi büyük.
Kasetinizle ilgili biraz bilgi verir misin? (Çıktığı şirket, kapak, kayıt, şarkılar vs.)
Albüm Kod Müzik’ten çıktı. Kaset ve cd formatında yayınlandı. CD’de kasetteki ÅŸarkıların yanı sıra artı iki tane parça yer alıyor. Bu iki parça fikri, albüm kayıtları sırasında ortaya çıktı ve kaset formatına ÅŸarkı uyumu, ÅŸarkı sıraları açısından uymadığı için sadece cd’de yer almasını uygun gördük. Yoksa albüm daha çok satsın diye deÄŸil!
Kayıtları Açık Radyo’da, kiraladığımız bas amphisi, davul ve arkadaÅŸlardan ödünç aldığımız gitar, bas, gitar amphisi ve pedallarla yaptık. Anlayacağınız söz ve besteler dışında hiçbir ÅŸey bize ait deÄŸildi! Yine de bu ÅŸartlar altında en iyisini yaptığımızı düşünüyorum. Bu da tabii ki, albüm kayıtlarını yapan Ahmet Özgür ile mix ve mastering’i yapan Bülent TimuroÄŸlu’nun sayesinde oldu.
Kaset ve cd tasarımları bana ait. Fakat bunların bilgisayara aktarılmasında ve bazı teknik konularda aynı zamanda Kod Müzik’in de grafik iÅŸlerini yapan Serdar Beyaz ile birlikte çalıştık.
Bu arada önemli bir nokta da, albümün tüm masraflarının Kod Müzik tarafından finanse edilmesiydi. Türkiye gibi hardcore “piyasası”nın neredeyse olmadığı bir ülkede, bir hardcore grubuna “yatırım” yapmak bence deliliktir!
Grubunuzun yurtiçi ve yurtdışı bağlantıları ne alemde?
Sevgili yurdumuzda neyin ne durumda olduğunu hepimiz gayet iyi biliyoruz. Hardcore müziği yapan, bu müziği dinleyen, fanzin çıkartan, fanzin okuyan insanlar oldukça az. Bu yüzden, bu faaliyetlere ilgilenen çoğu kişiyle bir şekilde temasım, bağlantım var. Fakat aramızda, az olmamızın getireceği bir bağ, muhalif (olması gereken!) gücümüzü birleştirecek bir duygu, düşünce alışverişi olduğunu düşünmüyorum.
Yurtdışında da, albümümüzü lisanslayabileceğimiz, plak formatında basabilecek, dağıtabilecek şirketlerle, DIY distrolarla, grubu ve albümü tanıtabilecek dergi ve fanzinlerle bağlantım var. Bunun dışında yurtiçinde ve dışında, grubun dışında bulunduğum diğer konumlardan dolayı olan kişisel bağlantılarım var.

Crunch neden bugüne kadar yeraltı ya da “yerüstü” herhangi bir röportaj yapmadı?

Crunch olarak üçümüz de, Türkiye’deki hardcore’un ve fanzinlerin baÅŸlangıcıyla birlikteki tüm süreçleri takip etmiÅŸ, içinde yer almış ve geliÅŸmesine önemli ÅŸeyler katmış insanlarız. Açıkçası bizi tanıyan hiçbir kimse bunu inkar etmez. Fakat alternatif bir iletiÅŸim aracı olan fanzinlerde ikitelli medyasını aratmayan seviyedeki röportajlarda, insanların ahkam kesmeleri, egolarını tatmin etmeleri, bu insanların ilahlaÅŸtırılması, alanlarında “tek”, “en iyi”, “bilirkiÅŸi” olarak gösterilmeleri ve bu tip anlamsız bir “hiyerarÅŸi” yaratılması açıkçası bizi grup olarak oldukça rahatsız ediyordu (hala rahatsız ediyor!) Bizim varlığımız hep yok sayıldı. Bizse, bu insanlarla, fanzinlerle ağız dalaşına girmektense konuÅŸmamayı tercih ettik. Biz insanların röportajlarda deÄŸil, ürettikleriyle varolmasından yanayız. Bundan dolayı ÅŸu ana kadar ne albüm süreci öncesi Crunch, ne de diÄŸer gruplarımız veya aktivitelerimiz hakkında herhangi bir dergiyle röportaj yapmadık (kardeÅŸ fanzinler arası paslaÅŸmaları saymazsak!)
Albümümüzün çıkacak olması ise, albümü tanıtmak açısından birkaç dergiyle röportaj yapma ihtiyacı doÄŸurdu. Fakat ne yazık ki (!) bizimle röportaj yapan ilk dergi siz deÄŸilsiniz! Alman-İngiliz ortak yapımı Interpol Times dergisi bizimle bir röportaj yapmıştı. Ayrıca ÅŸubat ayı ortalarında Açık Radyo’da bir müzik programına katıldık.

HC ahlakı sizin için ne ifade ediyor? Sence Türkiye’de bu etiÄŸe uygun grup var mı? Türkiye’de olması gereken DIY piyasası için bu iÅŸin en iyi
uygulandığı yerlerden, olması gerekenler için örnekler verir misin?

KiÅŸisel cevabım; hardcore ahlakı benim için açıklık, muhaliflik, güçlü bir politik bilinç, egemen kültüre karşı alternatif yaÅŸam tarzı, baÅŸlı başına bir altkültür, ticari anlamda amatörlük, özgünlük…sanırım daha birçok ÅŸey sayabilirim. Aynı ÅŸekilde fanzin kültürü için de aynı ÅŸeyleri söyleyebilirim. İkisinin de içeriÄŸi, amaçları aynı, kullandıkları araçlar farklı.
Zaten sayıları ikiyi, üçü geçmeyen yerli hardcore gruplarını “etiksizlik” ile suçlamak istemiyorum. Gerçi az olmak, eleÅŸtirilemez anlamına gelmiyor; ancak Türkiye sadece hardcore açısından deÄŸil, her alanda bir etiksizlik, kültürsüzlük, içi boÅŸaltılmışlık yaşıyor. Bu baÄŸlamda hardcore adına da aynı sorunu yaÅŸamamız doÄŸal. Etiksizlik konusunda hardcore gruplarını suçlamasam da, eleÅŸtirmesem de, sadece hardcore, punk ya da fanzin kültürü açısından deÄŸil, kendini altkültürlerin bir parçası olarak gören insanları, siyasi muhalif yapıdan yoksunlukla, aktif politik olmamakla, teslimiyetçilikle, sindirilmiÅŸlikle, apolitiklikle suçlayabilirim. Bu yüzden insanların tutarlı bir etiÄŸe sahip olmasını bekleyemeyiz. Ayrıca bu altkültürler içerisinde “yer edinen” insanların genelde maddi durumlarının iyi olması, yaÅŸadıkları maddi konformizm kendilerini apolitize eden, etiksizliÅŸtiren, baÅŸka “alem”lere götüren önemli bir diÄŸer etken.
DIY yurtdışında sadece ticari anlamda bir “piyasa” deÄŸil, aynı zamanda bir yaÅŸam tarzı, bir hayat görüşü (iÅŸgal evleri, komünler, bağımsız plak ÅŸirketleri, distrolar, klüpler…) Ayrıca bu “gavurlar” politik yönden de oldukça aktifler. Anti-faÅŸist gösterilerde, 1 Mayıs’ta, “özel günler” deki eylemlerde, hayvan hakları, çevre kirliliÄŸi ile ilgili gösterilerde hardcore, punk gibi altkültürlerin “mensuplarının” hep ön saflarda yer aldığını görüyoruz.
Biz de, bizim “altkültürcüleri” kitlesel ve etkin bir ÅŸekilde eylemlerde, 1 Mayıs’larda gördüğümüz zaman etik konusunda tartışabileceÄŸiz.
Sence underground DIY piyasası kendi içinde sıkışıp kaldı mı? Yoksa yeterince insana ulaşabilmekte mi?
Underground, do it yourself (kendin piÅŸir, eÅŸe dosta yedir) hardcore,punk’ın amacı hiçbir zaman çok büyük kitlelere ulaÅŸmak olmamalı. UlaÅŸmaya çalıştığı zaman, muhalif gücünü kaybedeceÄŸine, sistemin çarklarına takılacağını düşünüyorum. Bir zamanlar DIY etiÄŸini savunan, sahiplenen, kesinlikle taviz vermez dediÄŸimiz Extreme Noise Terror, Total Chaos gibi grupların ÅŸu an nasıl bir konumda olduÄŸunu, takip edenler bilir. Bu arada, muhalif gücünü -doÄŸru- kullanarak “büyük kitlelere” politik yapısından, müzikal yapısından taviz vermeden “ulaÅŸan” gruplar da var (Dead Kennedys, Crass gibi) Açıkçası insanlara ulaÅŸmak konusunda DIY piyasanın kendi içinde sıkışıp kaldığını düşünmüyorum. Fakat müzikal anlamda özgünlüğünü yitirdiÄŸini, etiksel anlamda kısırlaÅŸtığını, bu anlamda kendi içinde sıkışıp kaldığını söyleyebilirim.

Eğer Crunch büyük bir plak şirketiyle anlaşma imkanı yakalasa ve propagandasını büyük kitlelere yayma imkanı bulsa, bunu kullanır mı? Yoksa, yeraltı kalmayı mı tercih eder?

Aslında bu soruyu biraz açmak gerek. “Büyük bir plak ÅŸirketi”nden kastın multinasyonalist bir ÅŸirketse, örneÄŸin Epitaph, Roadrunner, hayır. Fakat, büyük bağımsız, alternatif plak ÅŸirketlerini kastediyorsan, Alternative Tentacles, Dischord gibi, cevabım evet.
Açıkçası, amaç politik propaganda yapıp, büyük kitleleri bilinçlendirmekse, büyük plak ÅŸirketleriyle çalışmak, çok satmak yetmez. Multinasyonalist bir ÅŸirketle çalıştığınız zaman, ancak onların çizdiÄŸi çizgiye kadar “ajitasyon” yapabilirsiniz. Kendileri için bir “tehdit” ya da rahatsızlık oluÅŸturmaya baÅŸladığınızda zaten sizinle çalışmazlar. Ayrıca eleÅŸtirdiÄŸiniz, karşı olduÄŸunuz sistemin, çarklarından birine para kazandırmak, çarkını yaÄŸlamak traji-komik bir durum olurdu.
İletişim, propaganda, ajitasyon konusunda müzik güçlü bir silahtır, önemli olan neyi nasıl kullandığınız, silahı kime doğrultuğunuzdur!
(Bu arada “F.E. modunu” kesinlikle destekliyorum.”F.E. modu”na geçen fanzincileri görüyoruz. Yakında “F.E. modu”nun ne olduÄŸunu anlarsınız!)

Gelecekle ilgili planlarınız neler?

Crunch olarak bir albüm daha yapmak istiyoruz. Fakat bu tabii ki ilk albümün ilgi görüp görmemesine baÄŸlı, çünkü bizim tek başımıza bir albümü finanse edebilecek maddi gelirimiz yok. EÄŸer bu albüm satışlar açısından baÅŸarılı olursa, yine Kod Müzik’ten bir albüm daha yaparız.
Fakat en azından 98 sonuna kadar Crunch olarak yeni birşey yapmak istemiyoruz. Çünkü gerçekten çok yorulduk. Bir süre sadece konserler, mektuplar ve promosyonla uğraşmak istiyoruz.
Bunun dışında, gelecekle ilgili kiÅŸisel beklentilerimiz oldukça farklı. Crunch’ın kadro açısından saÄŸlam bir temeli olduÄŸu söylenemez. ArkadaÅŸlık iliÅŸkilerimiz iyi, fakat hepimizin de dinlediÄŸi, etkilendiÄŸi, yapmak istediÄŸi müziklerin birbirinden farklı olması hepimizi gelecekle ilgili farklı noktalara itiyor.
Orkun, uzun zamandan beri, Crunch’ın eski basçısıyla birlikte new wave tarzında müzik yapıyor, aynı ÅŸekilde devam eder herhalde. Enis’inse müzikten beklentilerinin olduÄŸunu zannetmiyorum. Ayrıca kendini hardcore yapmak için oldukça yaÅŸlı görüyor!
Benimse müzikal anlamda gelecekle ilgili planlarım, bir yandan Crunch’ı sürdürmek, öte yandan Kürt Halk MüziÄŸi yapmak (hardcore ile Kürt Halk MüziÄŸi arasında ortak birçok nokta olduÄŸunu düşünüyorum; müziÄŸin yalınlığı, melodi yapısı, parça düzeni, ritmler açısından…ÖrneÄŸin RojbaÅŸ Gerilla ya da Åživan Perwer’den Leyla gibi ÅŸarkıların hardcore kalıpları içerisinde rahatlıkla yorumlanabileceÄŸini düşünüyorum!)
Türkiye’de çıkan fanzinler hakkında ne düşünüyorsun?
Hardcore gruplarında olduÄŸu gibi, fanzinler arasında da gerçek bir baÄŸ yok. Bu kadar az olmalarına raÄŸmen aralarında bir baÄŸ olmaması, fotokopiyle çoÄŸaltılan hemen hemen tüm dergilerin fanzin olarak adlandırılmasından dolayı kaynaklanıyor. Bir aralar fanzinler, fotokopi dergiler oldukça çokken, “fotokopi dergi mafyası” bir bakıma fanzinleri birleÅŸtirici, onları ikitelli gazabından koruyabilecek bir güç olmasına raÄŸmen çoÄŸu fanzinci, okuyucu, dışarıdan burnunu sokan medya yavÅŸağı tarafından, sizinde yaptığınız gibi farklı yerlere çekildi, farklı yorumlandı.
Eskiden laf atılacak, küfür edilecek, okunacak, yorgan altında, yastık altında saklanacak birçok fanzin vardı. O zamanlar fanzin alırken ayrım yapabilir; sadece okumak istediklerimi alırdım (anlattıklarım sizlere 10-20 yıl öncesini anlatıyormuÅŸum gibi gelmesin!!!, 3-4 yıl önceki durumdan bahsediyorum!) Artık çıkan tüm “fanzinleri”, aralarında küfür edilecekleri çoÄŸunlukta olsa da, yakında “tarihsel bir deÄŸeri” olacağına “inandığım” için alıyorum, arÅŸiv yapıyorum (insanlar gün geçtikçe daha da bireyselleÅŸmesine, daha da kendi iç dünyasına çekilmesine raÄŸmen, bireysel bir “hamle” olan fanzin çıkarma “geleneÄŸi” yavaÅŸ yavaÅŸ sona eriyor; çıkanlar da zaten bildiÄŸimiz fanzinler) Tabii edebiyat, rock, metal “fanzinleri”, ikitelli-atlas kültürü arasında gidip gelen, samimiyetten uzak, ruhsuz, hangi safda yer aldığı belli olmayan Zem-gerzek, Dran, Aksak Kılavuz gibi dergimsileri satın almıyorum, okumuyorum.
Disguast, Gorgor, Güzel, Mondo Trasho gibi sevdiÄŸim fanzinlerin (yapacak baÅŸka iÅŸleri olduÄŸundan, söyleyecek sözlerinin kalmamasından, öküzlere saman vermeyi tercih ettiklerinden, mahalle fotokopicisinin kapanmasından dolayı…) artık yeni sayıları çıkmadığından, dönüp dolaşıp eski sayılarını okuyorum. Severek okuduÄŸum diÄŸer fanzinlerse, Eblek Hardcore(!!), %30…Ayrıca, bazı konular etrafında fazla dönüp dursanız da, çıkardığınız (ismini unuttum!) anarÅŸist metal dergisini ve aktivitelerinizi zevkle takip ediyorum; aynen devam!
Son sözlerinle birlikte, şu kelimeler için düşündüklerini kısaca belirtir misin? (kaos, materyalizm, mao, marx, kadın, sanat, stalin, aşk, beze)
Sıkıcı sorular sormadığın için saÄŸol! Umarım Crunch gibi gruplar, Dış Mihrak gibi fanzinler insanlar için birer “manifesto” olur da, biz de tekrar fanzinli, hardcore’lu günlerimize döneriz! Bu arada sana bir sorum ve senden bir isteÄŸim var. Niye özellikle bu kelimeler hakkındaki düüncelerimi merak ettin?! Ayrıca senden, benim cevaplarımın altına bu kelimeler hakkındaki kendi görüşlerini eklemeni istiyorum!..
Kaos: Kaos denince anarÅŸist kardeÅŸlerimizin aklına ilk olarak neyin geldiÄŸini, ayrıca yaratmak istedikleri ya da kendiliÄŸinden olacak olan bu “kaos”un kaç bira seansından sonra gerçekleÅŸeceÄŸini merak ediyorum.
Materyalizm: Kastettiğin insan ilişkileri açısından materyalizmse, materyalist bir insan değilim.
Mao, Marx, Stalin: Amcaların benim için ne ifade ettiÄŸini niçin sorduÄŸunu biliyorum; fakat duymak istediÄŸin cevabı vermeyeceÄŸim. Mao, Marx, Stalin, Lenin (…) ile bir bağım var. Bu bağımı yaptığım ‘iÅŸ’lere de yansıtıyorum. Bu yüzden sizin gibi bazı mezhebi fevzacı muhterem gençler benim katı, otoriter solun savunucusu olduÄŸumu düşünüyor olabilirler. Fakat aslında bu, “eleÅŸtirilemez”, “yargılanamaz” denilen düşüncelerin, “ikonlaÅŸtırılmış” kiÅŸilerin, kalıplaÅŸmış jargonların, yine bu kültürün içinde yer alan fakat asla ihanet etmeyen ve etmeyecek bir insan tarafından yapılan ironisidir.
Kadın: İnsan varlığına bakışımdan farklı bir kadınlara bakış açım yok. EÅŸitlikçi bir insanım, seksist deÄŸilim. (bu arada, hardcore’un Türkiye’ye girmesiyle birlikte underground çevreye yerleÅŸen “seksist-seksizm” kelimesini insanlar hep “seks düşkünlüğü” olarak algıladılar, oysa seksizm, kadın erkek ayrımcılığı demektir)
Sanat: Sadece “yaÅŸadığım” daha doÄŸrusu gördüğüm çevre, “içinde bulunduÄŸum” “altkültür” açısından düşündüğümde, sanat denince, daha doÄŸrusu sanatçı denince, güzel sanatlarda, akademide okuyan içi boÅŸ, dışı “marjinal”, “yanına yaklaşılamaz”, “eriÅŸilemez” insanlar, bienal-performans kabızları, atlas pasajı çocukları, engin Zen müziÄŸi dinleyicileri, kültçüler, kitschiler, eski anarÅŸist bozması yeni che’ci “solcu” zanaatkarlar ve yazdıkça beni daha da sinirlendiren ve içimdeki ÅŸiddet duygularını kabartan birçok ÅŸey geliyor aklıma.
AÅŸk: AÅŸkı yaÅŸamayı seven bir insanım, fakat aÅŸk kelimesi de “sanat” kelimesi gibi sevmediÄŸim kelimelerden biri. AÅŸk denince aklıma hep, “YaÅŸasın AnarÅŸi, YaÅŸasın AÅŸk” ya da “AÅŸkın ve Devrimin Partisi”ndeki aÅŸk kelimesi geliyor. Buralardaki “aÅŸk”ın aÅŸktan çok cinsel ağırlıklı olduÄŸunu düşünüyorum. Bu sözleri ilk söyleyenlerin büyük olasılıkla böyle bir “amaçları” yoktu! Fakat özellikle yeni jenerasyon anarÅŸistler ile legal parti solcuları tarafından aÅŸkın bu tarafa çekildiÄŸini görüyorum.
Beze: Beze denince aklıma “kan kusmak sırası sizlerde ÅŸimdi, korkak köpekler!”, Güzel mecmuası, beze çıkartmaları, “maaÅŸallahlı” roland, 23 Nisan Konseri, Serhat ve konserlerde yaptığımız “haydi durma koÅŸ, zıpla çoÅŸ” beze dansları geliyor. Beze denince aklıma gruplar, fanzinler, konserler açısından en güzel ve en dolu günleri yaÅŸadığımız 1994-1995 yılları geliyor.

DIŞ MİHRAK KENDİ CEVAPLARINI EKLİYOR !
Tolga’nın verdiÄŸi cevaplar beni oldukça tatmin etti. SöylediÄŸi nin aksine beklediÄŸim cevapları aldım diyebilirim.
Bu soruları sormamın sebebi az buçuk Tolga’nın çizgisini tanıyor olmamdı. Soruların diÄŸer kısmı ise baÅŸka insanlara da sorduÄŸumuz ,hayatımızda önemli yer tutan olgular. AÅŸağıdaki cevaplar sayfa sıkıntısı yüzünden yeterince tatmin edici olmadı. Ama elimden geldiÄŸince sorulara açıklık getirmeye çalıştım. Okuyun bakalım...
KAOS: Tolga’nın bu konudaki merakını maalesef ben yenemem. Bu konuda yardımcı olacaklar malum. Mekanları da belli. Dış Mihrak olarak mümkün oluÄŸunca bu arkadaÅŸlarla aramıza mesafe koymaya çalışıyoruz. Zamanla bizi takip eden insanlar aramızdaki farkı anlayacaklar. Kaos hakkında düşündüklerime gelince : Kaos hayatın dengesi ve onun dışındaki, insan tarafından uydurulmuÅŸ tüm düzenlere ters bir düzendir –ki insanlık kendi uydurduÄŸu sistemlere ters olduÄŸu için Kaos’a düzensizlik diyip iÅŸin içinden çıkmıştır. Asıl düzensizlik insanların yetersiz beyinlerinden çıkmış olan sistemlerdir. İnsanlık iÅŸleri karmaşıklaÅŸtırarak tıpkı Mesnevi’deki; “ kendini engin denizlere yelken açmış kaptan sanan ama aslında at sidiÄŸinin üstündeki saman çöpünde bir oraya bir buraya sürüklenen sinek” durumundaki zavallıya döner. Yani objektif bakış açısı (possitivism) insan ve evreni arasındaki baÄŸlantıyı deÄŸerlendirdiÄŸinde düzensizliÄŸin aslında hakiki düzene gebe olan anlaşılırlığı üst düzey idrak isteyen bir harikulade yapı olduÄŸu anlamına gelir. Haddini bilmeyen insan hem tüm insani sistemleri iÅŸkence haline getirir hem de bunu doÄŸaya da yansıtarak herÅŸeyi mahfeder. Kaos arayışı aslında yanlış anlaşıldığı gibi düzene karşı yıkıcı bir baÅŸkaldırı deÄŸil; kelimenin gerçek anlamıyla “insan” gibi yaÅŸamayı hedeflemeyen insanımsılara karşı bir isyandır.
MATERYALİZM: Tolga’ya sorduÄŸum soruda kastettiÄŸim materyalizm insan iliÅŸkileri açısından deÄŸil evreni ve varoluÅŸu algılamayla ilgili materyalizmdi. Ben ise materyalist ve pozivitist deÄŸilim. Bilim ise bana oldukça aciz geliyor.
MAO,MARX,STALİN: Bu soruyu kısaca kısaca kestirip atmak zor. Her ne kadar düşüncelerine katılmasam da günümüzde asıl tartışılması gereken bu insanları izleyen dinazorlar ve onların düşünce tarzlarıdır. Eminim bu insanlar bugün yaşıyor olsalardı düşünceleri geçmiÅŸe oranla çok farklı olurdu. Ama ne yazık ki tecrübelerle dahi kanıtlanmış bazı gerçekler (devrimin özgürlükçü yöntemlerden çok otoriter yöntemlerle olamayacağı gerçeÄŸi gibi) bu sosyalist dinazorlar tarafından yadsınıyor. Asıl merak ettiÄŸim ise Tolga’nın bir dinazor olup olmamasıydı. Sanırım istediÄŸim cevabı da aldım. Ancak Stalin ve Lenin gibi katillerin yaptıklarını unutmamız ve affetmemiz söz konusu olamaz. Tarih olanları bize daima hatırlatacaktır.
Bu arada bir sınıfa dahil edilmek beni rahatsız ediyor (fevzacı gibi).İllaki bir ÅŸey denilmesi gerekiyorsa bu “Dış Mihrak‘çı” olabilir. Çünkü Dış Mihrak’ı elimizden geldiÄŸince manifestomuzun dışa yansıması olarak meydana getiriyoruz DiÄŸer hareketler ve gruplar ile farklı düşüncelere sahip olmak bizi onlardan ayırır.
KADIN: Aslında bu konuda öğrenmek istediklerim daha farklıydı. Sanırım hatayı soruyu yanlış sorarak yaptım. Asıl amacım kadın ve erkek arasındaki özyapısal (bu kelime sözlükte olmasa da yeterince açıklayıcı) farklılıklar üzerine bir ÅŸeyler duymaktı. Bu açıdan bakıldığında kadın ve erkek baÅŸka gezegenlerden dünyaya ışınlanmış birbirlerini tamamlayan iki farklı yaratık gibi geliyor bana. Gene aynı bakış açısı eÅŸitlikçi bir görüşü samimiyetsiz ya da yanlış kılıyor. Tolstoy’un bu konuda ki görüşlerini beÄŸendiÄŸimi söyleyebilirim. Sadelik ve yalınlık Tolstoy’un en sevdiÄŸim özelliklerinden biri ve Tolstoy bu özelliÄŸi kadına bakış açısında da kullanarak iÅŸin içinden gayet iyi sıyrılıyor. Birbirini tamamlayarak evrenin dengesini bozmayan bu iki tür bugün modern dünya adına genetik bilimini kullanarak dengeyi alt üst etmek istiyor ama kaosun buna izin vermeyeceÄŸini anlayamıyorlar.
SANAT: Bu konuda Tolga benim söyleyeceklerimi gayet iyi özetlemiş. Tek ekleyeceğim Sosyal Demokrat Dadaistlerimize!!, Beyoğlu entellektüellerine ve Üniversite lerimizdeki kendilerini bildiklerinden beri sanat ile iç içe olan bu vatan evlatlarına başarılar dilemek.
AŞK: Bu karışık bir konu. İnsanın fikirleri her an değişebilir. Bu konudaki en sağlıklı fikirlerin aşık olunmadığı (Tek eşsiz olarak yaşarken de diyebiliriz) zamanlarda yumurtlanabileceği görüşündeyim. Eski tecrübelerime dayanarak aşk için eroinden daha tehlikeli bir uyuşturucu diyebilirim.(Bkz bazı Turgenyev romanları
En azından eroin’in öldürme ihtimali var. Ama aÅŸk daima süründürür. İnsan ne tür bir deliliÄŸin içine düştüğünü ondan kurtulduktan sonra anlıyor. EÄŸer gözün bir insandan baÅŸkasını görmüyor (hayvan da olabilir (Zoofili), her dakika onunla olmak istiyor, kendin için hiç bir ÅŸey yapmıyor ve düşüncen yüzeyselleÅŸip gerçekleri görmeni engelliyorsa ÖL DAHA İYİ!!! Sanırım bu tanımın dışında baÅŸka bir aÅŸk tanımı daha olmalı. Dizginlerin kaçırılmadığı ama an meselesi olduÄŸu bir aÅŸk. Her neyse ben böyle bir aÅŸkı pek yaÅŸamadım. Sonuçta burada yazılan aÅŸk tanımları benim için böyle ve kimseyi baÄŸlamaz. Üçüncü aÅŸk tanımına ÅŸu an için girecek kapasiteye sahip deÄŸilim. Ama aslolan aÅŸk o olsa gerek.
Tolga’nın bahsettiÄŸi legal parti ya da anarÅŸist sloganı aÅŸk ise herÅŸeyi affeden aÅŸk olsa gerek. Tolga ile bu konuda da aynı görüşleri paylaşıyorum. Benim aÅŸkım ise herÅŸeyi affetmez.
BEZE: 94 – 95’in bezeli günlerini bende görmek isterdim. Garip bir ÅŸekilde her geçen gün hayat biraz daha zevksiz ve eski günleri aratır hale geliyor. Belkide yaÅŸlandığımız için böyledir. Ama dünyanın haline bakarsak bu biraz da normal.Herneyse umarım Serhat bezelerini ve Güzel Mecmuasını daha fazla özlettirmez. Bu diÄŸer tüm iÅŸe yarar Fanzinler için geçerli. Cevaplarım bu kadar umarım sıkmamıştır.


Sayfa başı
 
 Ä°leti baÅŸlığı:
İletiTarih: 27 Ocak 2007 20:22 
Çevrimdışı
General
Kullanıcı avatarı
 Profile bak

Kayıt: 06 Ocak 2005 18:51
İleti: 274
harika bir röportaj. orjinali var elimde :)

_________________
http://www.anearaloneisnotbeing.blogspot.com


Sayfa başı
 
 Ä°leti baÅŸlığı:
İletiTarih: 27 Ocak 2007 20:24 
Çevrimdışı
Düüüt Düüüt
Kullanıcı avatarı
 YIM  Profile bak

Kayıt: 22 Kasım 2003 17:15
İleti: 3247
Konum: biraz çanakkale birazda yalova
bende fanzini vardı yaa.. güzel röportajdı....

_________________
...............................
...............................
...............................
?????????????????????


Sayfa başı
 
 Ä°leti baÅŸlığı:
İletiTarih: 27 Ocak 2007 21:19 
Çevrimdışı
HC-Shouter
Kullanıcı avatarı
 WWW  Profile bak

Kayıt: 21 Mart 2005 18:14
İleti: 468
Konum: ist-esk
sitede adam gibi röportaj olsun istedim :)

_________________
AÄŸlarsa anam aÄŸlar gerisi ninja kaplumbaÄŸalar..


Sayfa başı
 
Önceki iletileri göster:  Sıralama  
Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 4 ileti ] 

Tüm zamanlar UTC + 2 saat


Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 0 misafir


Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumda konulara cevap yazamazsınız
Bu forumda kendi iletilerinizi deÄŸiÅŸtiremezsiniz
Bu forumda kendi iletilerinizi silemezsiniz
Bu forumda dosya ekleyemezsiniz

Arama:
Git:  
Powered by phpBB © 2000, 2002, 2005, 2007 phpBB Group  
Design By Poker Bandits  
phpBB3 Türkçe: phpBB Türkiye
phpBB SEO