Türk Punk Forum

KaraÅŸimÅŸeK
Defence Group Wing Tsun Bonn
Sistem saati: 20 Temmuz 2008 08:00

Tüm zamanlar UTC + 2 saat




Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 1 ileti ] 
Yazar Mesaj
 Ä°leti baÅŸlığı: YÖK dirence dayanamadı: Günal yeniden görevde
İletiTarih: 02 Åžubat 2007 01:08 
Çevrimdışı
Hardliner
Kullanıcı avatarı
 Profile bak

Kayıt: 02 Şubat 2007 00:11
İleti: 1764
Konum: Eskisehir
YÖK dirence dayanamadı: Günal yeniden görevde

ERKAN ÇINAR

Eylül ayı sonunda, işten çıkarılan 213 temizlik işçisine destek olduğu için, "amirini küçük düşürdüğü" gerekçesiyle görevden alınan Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İzge Günal, YÖK'ün cezasını kınama cezasına çevirmesi ile göreve geri döndü. İzge için 70'e yakın sivil toplum kuruluşunun, öğrenci ve öğretim üyelerinin desteği ile sürdürülen eylem başarıyla sonuçlandı.

Aynı zamanda Üniversite Konseyleri Derneği Genel Başkanı olan Günal önemli olanın kendisinin göreve geri dönmesi değil, bu türden uygulamaların tamamen sona ermesi olduğunu belirtiyor. Günal, "tüm yöneticiler özelleştirmeci, paralı eğitimi savunuyorlar. Bilim üretmeyen, egemen ideolojiden yana üniversite istiyorlar. Bunu yapmanın yolu da üniversitedeki muhalefetin sesini kısmaktır,"diyor.

» Zor bir süreç yaşadınız. Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Rektörlüğü'nü yetişmiş bir akademisyeni gözden çıkarmaya götüren ne?

YÖK'ün, üniversite yönetimlerinin yetişmiş bir akademisyeni gözden çıkarıp çıkarmamak gibi bir sorunları olduğuna inanmıyorum. DEÜ, Türkiye'de uluslararası bilimsel yayın sıralamasında 52. sıraya düştü. Yani bilim çok da umurlarında değil. Burada önemli olan muhalefet edip etmediğiniz. Muhalifseniz öteki hiçbir şey umurlarında olmuyor.

» Üniversiteden uzakla_tırıldığınız süreçte çeşitli kesimlerden size destek geldi, bir araya gelmeleri zor gibi görünen kurumlar bir araya gelerek desteklerini sundular.

Evet, bu olağanüstü bir şeydi. Öncelikle şanslıydım, 70'i aşkın kurum bir araya gelerek bana destek verdi. Beni okuldan atma nedenleri saçmaydı ve taktik olarak hatalıydı. "İzge Günal'ı işten çıkarılan 213 temizlik işçisine destek oldu diye okuldan uzaklaştırdık" dedikleri zaman her kurum düşünmeden beni destekledi. Şuna inanıyorum ki bu ülkede artık bir şeyler değişiyor. Bir araya gelemez dediğimiz kurumların bunu çürütmesi umutlandırıcı.

» Sizin yaptığınızın aksine, akademisyenlerin üniversiteye dair sorunlar haricindekile-re, özellikle emeğe dair sorunlara karşı bir ilgisizliği var. Çalışma yaşamındaki sorunlara akademinin yaklaşımı nasıl olmalı? Akademi, toplumsal yaşamın muhakkak tam ortasında olmalıdır. Akademinin temel özelliği bilim üretmesidir. Bulunduğumuz alanda ve toplumun diğer alanlarında bir şeyin yanlış gittiğini görüp rahatsız olmamak elde değil. ABD'nin işgallerinin, F tipleri sorununun akademisyenleri rahatsız etmemesi insan duyarlılığına aykırı bir durum. Dikkat edilirse en üst düzeyde bilim üretenler, bilimsel alanda Nobel Ödülü alanlar hep politik olarak radikal insanlardır. Bilimsel çalışma ile toplumsal olaylardan rahatsız olma konusunda diyalektik bir bağ olduğuna inanıyorum. Akademinin güç kaybı ve duyarsızlığı bilim üretememesinden kaynaklanıyor.

» Türkiye'de her alanda örgütlenmenin önündeki engeller sizce neler?

Gerek okuldan atılma, gerek geri dönme sürecimde örgütlü olmam etkiliydi. Ben 30 yıldır, lise yıllarından beri böyleyim. Ancak ne zaman örgütlü çalışmanın içine girdim, yani Üniversite Konseylerinde çalışmaya başladım, o zaman benimle uğraşmaya başladılar. Atılma kararına örgütlü olduğum için dire-nebildim. Rektörlük bir iki eylem yapılır ve olay unutulur diye düşündü, ancak öyle olmadı. Toplumsal duyarlılık olduğu sürece örgütlü olabilirsiniz. Örgütlenmenin önünde birçok engel olduğunu söyleyebiliriz, ancak esas neden insanların örgütlü mücadeleye ilgi duymaması.

» Yıllardır özerk, demokratik üniversite talepleri dillendiriliyor. Üniversitelerin demokratikleşmesinin ve özerkleşmesinin formülü nedir?

Bu zor bir soru. Ben üniversitelerin demokratikleşmesinden ve yönetimsel olarak

özerkliÄŸinden yanayım. Ancak özerk kelimesini kullanmamaya özen gösteriyorum. Çünkü kelimelerimiz, arzularımız sermaye tarafından, egemen güçler tarafından çalınıyor. ÖrneÄŸin YÖK'ün dönüştürülmesi düşü-nüle Yükseköğretim EÅŸgüdüm Kurulu ile üniversitelere mali özerklik tanınıyor, yani üniversiteler sermayeye daha çok açılıyor. Türkiye'de üniversiteler tarihi eÅŸittir darbeler tarihi. Üniversiteler 12 EylüPden sonra çok ÅŸey kaybetti. 12 Eylül tüm diÄŸer darbelerden farklıydı. 27 Mayıs 1960'ta 114 sayılı ya-— sa ile 147 öğretim üyesi üniversiteden uzaklaÅŸtırıldı, ancak 1 yıl sonra geri döndü. 12 Mart'ta ise 1750 sayılı yasa çıktı. İlginçtir, üniversitelere dair en demokratik yasa budur.

Ancak 12 Eylül'den sonra burjuvazi üniversitenin içinde etkili olmak istedi. Üniversiteleri bir mücadele alanı olarak gördüler. Ben 46 yaşındayım, 12 Ey-lül'de üniversite öğrencisiydim. Benden büyük kuşaklar arkadaşları, hocaları 1402'den atılırken ses çıkarmayanlardan oluşuyor. İnsan kalitesinde ciddi bir yıpranma söz konusu. Türkiye'de 91 üniversite ve 70 binin üzerinde öğretim elemanı var. Bunları basit tedbirlerle düzeltmek kolay değil.

Üniversite eğitimini doktora bazlı olarak yeniden kurgulamamız gerekiyor, i960 öncesi üniversite gereklilik değil, fanteziydi, lise bitiren banka müdürü oluyordu. Şimdi ise üniversite hiçbir şey kazandırmıyor. Ancak bu yeniden kurgulamayı beklemek gerekmiyor, bugün yapılan mücadele yeni üniversite-

ye gidiÅŸ yoludur.

"OKULDA 'KADROLU MUHALİFLER' VAR"

DEÜ Rektörü Prof. Dr. Emin Alıcı katıldığı bir panelde "Şimdiye kadar bölücülük yapan 12 öğrenciyi attım, atmaya da devam edeceğim" demişti. Alıcı'nm öğrencilere, işçilere, öğretim elemanlarına yönelik bu tavrı nereden kaynaklanıyor?

Yalnız Alıcı değil, tüm yöneticiler özelleştirmeci, paralı eğitimi savunuyorlar. Bilim üretmeyen, egemen ideolojiden yana üniversite istiyorlar.

Bunu yapmanın yolu da üniversitedeki muhalefetin sesini kısmaktır. Muhalif sesler hangi noktadan yükseliyorsa kısılmaya çalışılıyor. Tekrar atarım lafına gelince; hiçbir öğretim üyesi bu lafı söyleyemez. Öğrencilerin soruşturma dosyalarını inceledim, Alıcı'nın bahsettiği yönde hiçbir suçları yok. Alıcı, öğrenciler 1 yıl boyunca kampusta yasadışı poster astılar diyor. Bunu yapmaları için bırakın bir yılı, şu şartlarda bir gün bile öğrencilere izin vermezler, hemen polis müdahale eder böyle bir durumda. Öğrencilere yöneltilen esas suçlama Halepçe Katliamı ve Şemdinli olayı ile ilgili basın açıklaması yapmak.

Şemdinli konusunda yapılan basın açıklamasında söylenenlerin hepsini yanlış kabul etsek bile ne olacak? Bu cezalar üniversite ile bağdaşmıyor. Rektör bu uygulamalarıyla, "Burada bana muhalefet edenin sesini kısarım" diyor. Öğrencilere bölücü, işten atılan işçilere mafya diyor. Burada acı olan bir takım öğretim elemanlarının tavrı. Kendini muhalif, solcu olarak tanımlayıp bu uygulamalara sessiz kalıyorlar. Ben onlara "kadrolu muhalif" diyorum. Bu insanları çeşidi panellerde görürsünüz, muhalif söylemi kullanırlar. Ancak bir gün otoriteye karşı bir şey olduğunda bu kadrolar karşımıza çıkıyor. Öğrenci atıldığında rektörlüğün yanın-

da duruyorlar, akademik yolsuzluk olduğunda üstünü örtmeye çalışıyorlar.

» Siz tıp doktorusunuz ve tedavi bütünlüklü bir süreç. Dolayısıyla görevden uzaklaştırılmanızdan onlar da etkilenebilirdi. Görevden uzak kaldığınız süreçte hastalarınızdan nasıl tepkiler aldınız?

Evet, o süreçte hastalarım bana ulaştılar. Ben onları diğer bazı arkadaşlarıma yönlendirdim. Bana telefonla ulaşan hastalarım yanımda olduklarını belirterek destek verdiler, bu da beni mudu etti.

» Rektör Alıcı bir yandan özel muayene yaparken diğer yandan sizin kendisiyle muayene randevusu alarak görüşmenizi küçük düşürme olarak niteliyor. Bu çelişkiyi nasıl yorumluyorsunuz?

Alıcı'nın neden küçük düştüğünü sorgulamak lazım. Küçük düştüyse işçileri, öğrencileri attığı için, öğretim üyesine günlerce randevu vermediği için düşmüştür. İsteseydi beni ücretli muayeneye kabul etmeyebilirdi. Örneğin ben 90 YTL verip fış kestiren hastaya bakmıyorum ve fişi iade edip, parasını geri alıp sonra gelmesini istiyorum. Ben aldığım fişi üstüne ismimi yazarak kendisine ilettim, o da kabul etti. "Ben bu kişiyi parayla muayene etmiyorum" diyebilirdi, ancak yapmadı. Aslında bu olay basına yansıyınca tedirgin oldular. Rektörün kendi öğretim üyesine 10 dakikasını ayırıp randevu vermemesi ilginç.

» Görevden uzak kaldığınız süre içinde Rektör Alıcı ile görüştünüz mü?

Hayır, görevden uzaklaştırıldığım 29 Eylül tarihinden bu yana hiçbir görüşmemiz olmadı.

» Son günlerde üniversiteler tartışmaların odağına oturtuluyor. Bu durumu ve üniversite bileşenlerine, özellikle de öğrencilere yönelik provokatif saldırıları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bir yerlerden düğmeye basılmış gibi faşist saldırılar aynı anda başladı. Sanırım üniversitelerde yıllar sonra, küçük de olsa bir kıpırdanma var, bu etkili oldu. Çalkantılı bir siyasi ortama giriş öncesinde üniversitelerde de bir takım komplolar var. Olaylar münferit olarak nitelenemez, aynı anda satirli saldırıların başlaması dikkat çekici.

» Sonrası için ne düşünüyorsunuz?

İzge Günal göreve döndü, bu iş bitti diye düşünülmesin. Benim işten çıkarılmalarına tepki gösterdiğim için ceza aldığım 213 işçi hala dışarıda. Üniversitelerde yardımcı doçentleri, araştırma görevlilerini sözleşmelerini yenilemeyerek atıyorlar. Bu sorunlar çözülmezse İzge Günal'ın göreve dönmesini çok da anlamı kalmayacak. Ancak benim göreve dönmem bu uygulamalara karşı çıkışın simgesi olarak algılanırsa yerine oturu



BİRGÜN


Sayfa başı
 
Önceki iletileri göster:  Sıralama  
Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 1 ileti ] 

Tüm zamanlar UTC + 2 saat


Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 0 misafir


Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumda konulara cevap yazamazsınız
Bu forumda kendi iletilerinizi deÄŸiÅŸtiremezsiniz
Bu forumda kendi iletilerinizi silemezsiniz
Bu forumda dosya ekleyemezsiniz

Arama:
Git:  
Powered by phpBB © 2000, 2002, 2005, 2007 phpBB Group  
Design By Poker Bandits  
phpBB3 Türkçe: phpBB Türkiye
phpBB SEO