|
asıl müslümanlık o deÄŸil, bu deÄŸil de ne peki? yani, medine’ye has tek bir siyasal ve dini otorite ideali midir asıl islam? türkiye’de ne kadar geçerlidir bu ideal? yani, türkiye’de genel tanımıyla köktenci/ radikal/ siyasal islam yönelimi oldu mu / var mı? islamın öğreti ve pratiklerinin siyasal ve toplumsal alanları da içerecek ÅŸekilde tümüyle uygulanmasının müslüman cemaatini hatta tüm dünyayı idealleÅŸtirilmiÅŸ ilk müslüman cemaatinin (medine) bir yansıması olan, uyumlu, ideal bir devlete götüreceÄŸini kaç kiÅŸi/ grup düşünüyor? bir dolu baÅŸka soru…
ilk soruya bakarsak; medine idealinin laik siyasi ideoloji sosyalizm ile benzerlikleri [kurucu tarafından formüle edilen reçetelerin tümüyle uygulanması, baskısız, sömürüsüz, uyumlu bir topluma yol açmalıdır] dikkat çekici olmakla birlikte [bu hususta islam ile yahudilik arasında yakın bir akrabalık varken hristiyanlık ile aralarında büyük farklılık var: dinin devletten ayrılması islamın pratiÄŸine deÄŸilse bile idealine aykırıyken, hrıstiyanlıkta romadan beri bir ayrılık söz konusu: hristiyanlığın isa’dan iki üç yüzyıl sonra kurumsallaÅŸmasıyla birlikte devlet aygıtı ve kilise aygıtı müttefik olarak var olagelmiÅŸ, taa ki…] sosyalizm ve neticesinde komünizm geleceÄŸe yönelen bir tasarı iken islami köktencilik bir ara var olmuÅŸ, ama on dört yüzyıl önce var olmuÅŸ bir modele baÄŸlanmaktadır. medine devletinin efsanevi gücü bizzat muhammet’in hem siyasi hem dini anlamda en üst yönetici olmasından kaynaklanmaktadır: bizzat katılımı saÄŸlaması, kabileler arasındaki ihtilafları çözmesi, savunma ve saldırı ihtiyaçlarını karşılaması, vb. yani, bu idealde siyasal olan ile dini olan taa en baÅŸta iç içe geçmiÅŸtir. öte yandan, artık günümüzde had safhada muÄŸlak bir idealdir bu: bu ideal uÄŸruna savaÅŸanların kapitalizmi de sosyalizmi de aÅŸan reçetelerini konusunda doÄŸru dürüst bir açıklamaları yok; meÅŸruiyetleri de pek sallantılı, özellikle toplumun deÄŸiÅŸmesi gerektiÄŸine dair taleplerin karşısında. [hatta ve hatta, suudi arabistan ve iran’da “islami devrimler”in kurdukları yeni toplum, eski toplumun temellerini pek deÄŸiÅŸtirmemiÅŸtir dense yeridir, yeni “toplum” had safhada bir öncekine benzemektedir, bırakın 14 yüzyıl öncesine yansı tutmayı… tarih içerisinde müslüman alemi batıdan öyle ya da böyle pek çok reçete ödünç almış, yirminci yüzyılda da uygulamaya koymuÅŸ: liberal, parlamenter, sosyalizme meyal vb, ama sonunda bunlardan biraz iÄŸrenmiÅŸ olsa gerek, sonunda “eskiye has” ideal ideolojiye dönülmek istenmiÅŸtir, olay budur;] ama mümkün müdür bu dönüş, olmasa bile, siyasi/ radikal/ köktenci islamın iktidara gelme talebi vardır. iktidarda olduÄŸu yerlerde ne olur pek bilinmez: ama daha ziyade, iktidarda olmadığı yerlerde, insanları aşırılığa baÄŸlanmaya iten, tabandaki yoksulluk ve yoksunluk, tatminsizlik olduÄŸu sürece bir ideal olarak kalmaya devam edecektir.
[türban baÄŸlamında örnek vermek gerekirse: islamda erkeklerin üstünlüğü ve kadınlara karşı ayrımcılık konusunda devasa bir gelenek var. islami köktenciliÄŸin cazibesinin, siyasi islama yönelimin, diÄŸer ÅŸeylerin yanı sıra, bir nedeni de bu olmasın sakın: her ÅŸeyiyle yabancısı olduÄŸu yeni bir toplumda var olduÄŸunu sandığı geleneklerine/ deÄŸerlerine daha sıkı sarılan ilk almanya göçmenlerini düşünün: aynı durum türkiye’ye hızla giren ve var olduÄŸu sanılan gelenekleri ve deÄŸerleri altüst eden, tozduman halindeki bir modernlik karşısında geleneksel ayrıcalıklarını yitirdiklerini gören erkeklerin onlara önerilen ÅŸekliyle bir müslüman toplumda en azından eril üstünlük konusunda kutsal metinlere güvenebileceÄŸini her bir hücresiyle, bilinç ve bilinçaltında bilmesi?]
avrupa’da dinden iÄŸrenmek için dinin egemenliÄŸinde yeterince kırmızı uzun yüzyıllar geçmiÅŸ; islami köktencilik de geçici, geçiÅŸsel bir harekettir, ama bugün hayatta olanların yaÅŸam süresi içinde sönümlenir mi? kendisinden iÄŸrenmek ve iÄŸrendirmek için uzun bir din egemenliÄŸi mi gerekmektedir? illaki kendisinden iÄŸrenmesi/ iÄŸrendirmesi mi gerekir: buna alternatif inandırıcı, heyecan veren, bunun kusurlarını ve kusurlarımızı teÅŸhir eden bir alternatif, hiç hiç hiç kolay deÄŸil… bir ideal karşısında dilin, düşüncenin hükmü nedir ki?
|