|
arkadaşlar neden olduğunu anlatmışlar zaten.. ultra uygar insan olduğumuzdan, kitleye ulaşma isteğinden, ayrıca tekno-endüstriyel sisteme saldıracaksan, Ted Kaczynski'nin de dediği gibi teknolojiyi kullanmak zorundasın.
* Strateji *
Devrimcilere düşen iki önemli görev var: Endüstriyel toplumdaki
toplumsal gerilimi ve istikrarsızlığı arttırmak ve teknoloji ile endüstriyel
sisteme karşı bir ideoloji yaymak. Sistem yeterince istikrarsız ve gerilimli
olduğunda, teknolojiye karşı bir devrim mümkün olabilir. Buradaki yöntem, Fransız ve Rus toplumlarında da devrimden önceki birkaç on yılda gittikçe artan zayıflama ve bunalım belirtileri olarak görülüyordu.
Fransız ve Rus devrimlerinin başarısız olduğu yolunda bir itiraz
yükselebilir. Ancak çoğu devrimini iki amacı vardır. Birinci amaç, toplumun
eski yapısını yıkmak; ikincisi ise, devrimciler tarafından öngörülen yeni bir
toplum kurmaktır. Fransız ve Rus devrimleri yeni bir toplum kurmayı (iyi ki!) başaramadılar, ancak eski toplumu yıkma konusunda oldukça başarılıydılar. Bizim tek amacımız varolan toplum yapısını yıkmak.
Ancak bir ideoloji, coşkun bir destek alabilmesi için, olumsuz bir
idealin yanı sıra, olumlu bir ideale de sahip olmalıdır: Bir şeye karşı olduğu
kadar, bir şeyden yana olmalıdır. Bizim önerdiğimiz olumlu ideal Doğa'dır.
Yeni, Vahşi Doğa: Yeryüzünün, insan yönetiminden, denetiminden ve
müdahalesinden bağımsız olarak canlılarıyla birlikte varlığını sürdürmesi
ideali. Vahşi doğaya insan doğasını da dahil ediyoruz, yani bireyin organize
toplumun düzenlemelerine tabi olmayan ama şahsın, özgür iradenin ya da tanrının (dini ya da felsefi görüşlerinize bağlı) bir yaratısı olan işlevlerini.
Doğa birçok nedenden ötürü tam anlamıyla mükemmel bir teknoloji
karşıtı idealdir. Doğa teknolojinin tam karşıtıdır. Doğa kendi başının
çaresine bakar: O, tüm insan toplumlarından çok daha önce ortaya çıkan
kendiliğinden bir yaratıydı. Ancak, Endüstri Devrimi'nden sonra insan
toplumunun doğa üzerindeki etkisi yıkıcı olmaya başladı. Doğa üzerindeki
baskıyı kaldırmak içinözel bir sosyal sistem yaratmak gerekmiyor. Yalnızca
endüstriyel toplumdan kurtulmak yeterli.
Devrim, uluslararası ve dünya çapında olmalıdır. Ülkeden ülkeye
yayılma temelinde yürütülemez. Örneğin, ne zaman ABD'de teknolojik ilerlemenin ya da ekonomik büyümenin biraz kısıtlanması öne sürülse, insanlar histeri krizlerine tutulup, teknolojide geri kalırsak Japonlar'ın bizi geçeceğini söylüyorlar. Kutsal robotlar! Japonlar bizden daha çok araba satarsa, dünya yörüngesinden fırlar! (Milliyetçilik teknolojinin en önemli
destekçilerindendir.) Çin, Vietnam ve Kuzey Kore gibi diktatörlükle yönetilen uluslar ilerlerse, sonunda diktatörlerin dünyaya hakim olacağı iddia edilebilir. Bu da endüstriyel sisteme mümkün olduğunca her yerde aynı zamanda saldırılmasının bir nedeni. Doğru, endüstriyel sistemin her yerde aynı zamanda yıkılacağının bir garantisi yok ve sistemi yıkma girişiminin diktatörlerin egemenliğine yol açması bile mümkün. Ama bu, göze alınması gereken bir risk.
Devrimciler, dünya ekonomisini birbirine bağlayan anlaşmaları
desteklemeyi düşÃ¼nmelidirler. NAFTA veya GATT gibi serbest ticaret anlaşmaları kısa vadede doğaya zarar verebilir, ancak ülkelerarası ekonomik bağımlılığı güçlendirdiğinden uzun vadede yararlı olabilir. Güçlü bir ulusun yıkılmasının tüm endüstriyel ulusların yıkılmasına yol açacağı denli birleşik bir dünya ekonomisi oluşursa, sistemi dünya çapında yıkmak daha kolay olur.
Devrimcilerin sisteme, belli oranda, modern teknolojiyi kullanmadan
saldırmaya çalışmasının bir yararı olmaz. En azından mesajlarını yaymak için iletişim medyasını kullanmalıdırlar. Ama modern teknolojiyi sadece bir tek amaç için kullanmalıdırlar: Teknolojik sisteme saldırmak.
Yanında bir fıçı şarapla oturan bir alkolik düşÃ¼nün. Onun kendi
kendine şunları söylediğini farzedin: "Aşırıya kaçılmadan içilirse şarabın
zararı yoktur. Hatta dediklerine göre az miktarda şarap faydalıdır bile! Eğer sadece ufak bir kadeh içersem bana bir zararı dokunmaz.." Daha sonra ne olacağını hepiniz biliyorsunuz. Teknolojik toplumun aynen bir fıçı şarabın yanıbaşındaki bu alkoliğe benzediğini asla unutmayın!
|